HEP BİRLİKTE “BİR”LİKTELİK
HEP BİRLİKTE “BİR”LİKTELİK İnsanları bir arada tutan değerlerden biriside millet olma özelliğidir. Milletlerin güçlü değerleri vardır. Bunlar olmadığı zaman veya zayıfladığı zamanlarda, millet olma ve bir arada yaşama kalitesi düşmektedir. İnsanların birbirlerine olan inançları ve bakış açıları günden güne farklılaşmaktadır. Duygu birliğinin azalması ile de toplumda yaşayan insanların birbirlerine olan güvenleri sarsılmaktadır. Ünlü bir fikir adamının deyimi ile “şehirler, insanların hep birlikte yalnız kaldıkları ortamlardır.”Gelişen teknoloji ile birlikte şehirleşme daha doğrusu şehirlileşme çabaları ise bir arada olma duygularını günden güne zayıflatmaktadır. Nasıl olurda yerleşim yerleri kalabalıklaşırken bir arada olma duyguları zayıflıyor? Evet, bu sorunun cevabını çevremize baktığımız zaman çok rahat görebilmekteyiz. Baş döndüren teknolojik gelişmeler ve hızlı şehirlileşme insanları bencilliğe sürüklemekte ve ferdi yaşamaya zorlamaktadır. Buna, direk teknolojinin sebep olduğunu düşünmek elbette ki doğru değildir. Öyle düşünmek olsa olsa teknoloji düşmanlığıdır. Toplumda yaşanan gelişmeler insanların duygularını, ananelerini, inançlarını yaşamalarını kimi zaman erteletmekte, çoğu zamanda bunları icra etmelerini engellemektedir. Manevi duyguları körelmiş bir toplumun ise bir arada olma duyguları da körelmektedir. Manevi yönden yıpratılan bir toplumu bir arada tutmak zordur. Çünkü insanların birbirlerine olan bağlarının temelini duygular oluşturmaktadır. Duygular yıprandıkça bağlar zayıflayacak, bağlar zayıfladıkça da bugünkü yaşadığımız sorunlar kaçınılmaz olacaktır. Oysa ki, toplumda yaşanan bu infialin zararını yine o toplum içerisindeki insanlar çekmektedirler. Bunun bedeli ise her seferinde ağır bir şekilde ödenmektedir. Canla, malla, özgürlüklerin kısıtlanması vb. şekillerde ödenen bu bedelleri birçok kez ödemiş bir milletin fertleri olarak bu yıkımlardan fazla da ders almadığımız ortadadır. Birçok kez belki duymuşsunuzdur ama bir kerede benden duymanızı istediğim şu öykü aslında “bir” olabilmenin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Bir şehrin tüccarları ürettikleri malları satmak için başka bir şehre götürmeye karar verirler. Derken bir kervan oluşturulur. Yaklaşık elli deve yükü bir katarla yine bir o kadar insan yola koyulurlar. Şehirden epeyce uzaklaşıp, sarp geçitlerden birine geldiklerinde karşılarına üç tane eşkıya çıkar. Kervan sahiplerini esir alıp, bütün malları yağmaladıktan sonra kaçarlar. Bir yıllık emeklerini birkaç dakika içerisinde yitiren tüccarların o anda akılları başlarına gelmeye başlar ve çeşitli yorumlar yaparlar. İçlerinden birisi çok yanlış yaptıklarını, yol güvenliği almadan yola çıkmalarının hata olduğunu vurgularken, arkalardan birisi şöyle seslenir. “Arkadaşlar onlar üç kişi birdiler, biz ise elli kişi tektik.” Dev bir çınar ağacını içten kemirerek, gün gelip artık ayakta duracak derman bırakmayan bir kurt gibi, toplumu içten içe kemiren bu toplumsal infialin en kısa zamanda önüne geçilemezse Allah korusun bizim sonumuzun da yağmalanan kervanlara döneceğinden tedirginlik duymaktayım. Toplumun bütün fertlerinin bu konuda üzerine düşeni yapmaları gerekmektedir. Yanan bir ormana müdahale etme gereği duymayanlar unutmamalıdırlar ki o yangın günün birinde kendilerini de yakacaktır. Milli şairimiz M.Akif’in deyimiyle; “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" Bir olmak, diri olmak ve iri olmak dileklerimle… Bu makaleyi tavsiye et... Bu Haber 140'kez okundu |